22 Ağustos 2019 Perşembe

Demir Eksikliği Belirtileri Nedir? Nasıl Önlenebilir?

Demir Eksikliği Belirtileri Nedir? Nasıl Önlenebilir?
Demir eksikliği, vücutta demir mineralinin yeterince bulunmaması ve kırmızı kan hücrelerinin normalden daha az seviyede olmasıyla ortaya çıkar. Hemoglobin (kırmızı kan hücrelerinde bulunan, vücuda oksijen taşıyan bir protein) üretimi için vücut demire ihtiyaç duymaktadır. Yeterince hemoglobin olmadığında kaslar oksijensiz kalır ve günlük aktivitesini yerine getirememeye başlar. Bu nedenle demir, vücut için oldukça önemli bir ihtiyaçtır.

Demir eksikliği belirtilerini, neden olduğu sağlık sorunlarını ve hangi yiyeceklerden demir mineralinin elde edilebileceğini sizler için araştırdık.

1. Yorgunluk
Demir eksikliğinin en belirgin belirtilerinden biri olan yorgunluk hali, dokuların ve kasların oksijensiz kalması sebebiyle ortaya çıkar. Kalp, oksijenli kan pompalayabilmek için daha fazla çalışır ve bunun sonucunda da yorulur. Sürekli olarak yorgun hissetme hali isteksizliğe, tükenmişlik hissine, iş hayatında verimsizliğe neden olabilir.

2. Soluk cilt rengi
Soluk ve sağlıksız görünen cilt rengi demir eksikliğinin bir belirtisi olabilir. Özellikle gözaltı morlukları, dikkat çeken bir demir eksikliği göstergesidir. Gözünüzün alt kapağının içine baktığınızda canlı kırmızı rengi yerine açık pembe veya sarı bir tonla karşılaşıyorsanız bu vücudunuzda demirin eksik olduğuna işaret ediyor olabilir.

3. Nefes darlığı
Demir eksikliğine bağlı olarak hemoglobinden yoksun kalan ve yeterince oksijene erişemeyen vücut, nefes darlığı problemiyle karşı karşıya kalabilir. Yürürken, merdiven çıkarken ya da egzersiz yaparken daha derin nefes alma ihtiyacı duyuyorsanız kan değerlerinize baktırarak demir eksikliğiniz olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

4. Baş ağrısı ve baş dönmesi
Demir eksikliği, yine hücrelerde oksijen yetersizliğine bağlı olarak, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunlar doğurabilir. Şiddetli, kolay kolay geçmeyen baş ağrılarına sahipseniz ya da sıklıkla baş dönmesiyle gelen sersemlik hali yaşıyorsanız demir eksikliği problemiyle karşı karşıya olabilirsiniz.

5. Kalp ritminde düzensizlik
Kalp ritminde düzensizlik, özellikle de çarpıntı, demir eksikliğine işaret eden bir sağlık sorunudur. Kalbin vücuda oksijen salınımını gerçekleştirmek için normalden daha fazla çalışması sonucunda ortaya çıkar. İleri durumlarda kalp rahatsızlıklarına sebep olabilir.

6. Kuru cilt ve saç
Organların oksijensiz kalması ciltte kuruluğa, saçta nem kaybına, tırnaklarda kırılmalara neden olabilir. İleri seviyelerde saç dökülmeleri, tırnak kayıpları gibi problemlerle karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle demir eksikliği problemini erken vakitte teşhis ederek önlem almak önemlidir.

Birçok sağlık problemine ortam hazırlayan demir eksikliği, sağlıklı beslenme tercihleriyle giderilebilir. Öğünlerinizi demir bakımından zengin yiyeceklerle çeşitlendirdiğiniz durumda demir eksikliğinin belirtilerinin yavaş yavaş yok olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Demir bakımından zengin hayvansal gıdalar:
  • Yağsız sığır eti
  • İstiridye
  • Tavuk
  • Hindi
Demir bakımından zengin tahıllar ve bitkisel gıdalar:
  • Tohum ve bakliyatlar
  • Tofu
  • Patates
  • Ispanak
  • Ceviz
  • Tam tahıllı ekmek
  • Kinoa
  • Brokoli
Demir emilimini artırmak için yapılması gerekenler
Bazen demir bakımından zengin yiyeceklerle beslensek de, hücreler demir emilimini gerekli şekilde gerçekleştiremediğinde demir eksikliği problemi devam eder. Hücrelerin vitamin ve mineralleri doğru bir şekilde emebilmesini sağlamak için C vitamini takviyesi yapılabilir.

Örneğin, demir yönünden zengin bir yiyecekle C vitamini içeriği bol bir yiyecek birlikte tüketilebilir. Bol limonlu bir çiğ ıspanak salatası demir emilimi akivitesini artırmak açısından harika bir tercih olabilir.
Kahve ve çaya dikkat!
Uzmanlar çok fazla kahve ve çay tüketmenin demir emilimini azalttığını söylüyor. Yapılan bir araştırma, bir adet hamburgerle bir fincan kahve içildiğinde hamurger etinden alınacak olan demirin yüzde 39 oranında azaldığını ortaya koyuyor(*). Kahve yerine bir bardak çay içildiğindeyse bu oran yüzde 64’leri bulabiliyor.

Bu nedenle kahve ve çay tüketirken içeceğin miktarı ve tüketim sıklığıyla birlikte ne zaman ve ne şekilde tükettiğimiz de önem kazanıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

previous post next article home